ali's profileAKŞAMIN OLDUĞU YER ...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
AKŞAMIN OLDUĞU YER''In the evening had the//Dans la soire'e ala//Am Abent hatte der//En la tarde tuvo la//La sera era il'' |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İNTERNATİONAL
DİĞER ALANLAR
Arkadaş/Sevgili/ Özel kişiler/Özel günler/GÖNDER
|
TUALİMDE RENKLER..Ne sen benim gördüklerimi
Ne ben, Senin gördüklerini görürüm.. Doğanın perspektivinde
Şu uzayıp giden çam ağaçları var ya Bir de, Akşamın tualinde renklenmiş bulutlar Sahipsiz bir hüzün bırakır içime. ..Ve göremem boşluğun mavisi Yosun kokusu siner bakışlarıma Bırakıp da gidemem Emanet bir yemin gibi durur içimde Senin görmediklerin.. Ben eski taş duvarlı şehirlerin
Ören yerlerinde Binlerce yıl evvelinden Nesli geçmiş bir canlı gibi Sinmişken taşların kovuğuna Sen, bir cadının dönüştürdüğü kurabağaydın. Aslına prensestin Ya da, Midas'ın ülkesinde Garip bir tarla kuşu Neden olmasın.. Milyon yıllık ruhlar değil mi dolaşan Bedenlerimizde.. Birazdan gece olur
Işıkları yanar sokakların Bir adamın bakışları düşer yere Eğilip almaz.. Gelip geçenler Hep takibindeyken gölgelerinin Tutki, yapayalnızsın. Zifiri karanlık pencerenin camları Sessizlik, sessizce gireken kapıdan Camlara yapışmış yarasalar Ürpertir bütün organlarını.. Oysa korkudur yalnızca gördüğün Gelip yüreğinin ortasına oturan.. Yalan
Gerçekte yaşadığımız Ruhumuzda binlerce yılın kalıntısı Belki de Bir kelebek İçimdeki çelişki Ateş böcegi, bir timsah kimbilir.. Bu ruhumdaki ağırlık... ALİ SÖNMEZ ŞAİR ÖLMÜŞŞAİR
ÖLMÜŞ.. Bedenimden bir tül gibi süzülüp
Olmadık zamanlara Olmadık yerlere gidiyorum.. Sis gibi geçiyorum insanların yanlarından
Saksısına küsmüş çiçeklerin Yapraklarında kırmızı oluyorum bazan. Birçocuk, Kelebek gibi yakalyıp beni Sımsıkı tutuyor avuçlarında Sonra bırakıyor en sonuna masalların Gülen bakışları bulaşıyor her yanıma.. En acısı,
Son çarpan yürek olmak Bir şehidin gögsünde Bir kez daha yaşıyorum kırmızıyı Bu kez farklı.. Bedenimden bir tül gibi süzülüp
Ölmüşleri geziyorum mekanlarında Kimi var öylece duruyor Zaman donmuş gözlerinde Kimi var hiç durmuyor yerinde.. Yüzlerinde yalan dünyanın izleri Pişman gibi öldüklerine Hep aynı yöne bakıyorlar.. Belli ki ''Gelmesin'' Dedikleri Ama hep bekledikleri Birilerini arar gibi.. Bedenimden bir tül gibi süzülüp
Bir sokak kedisinin gözlerine dalıyorum Bir bir geziyorum çöplükleri Saksıda çiçek olmak ..Ve hatta insan olmak kolay Karın tokluğuna onca yılı Yaşadığını bilmeden, yaşamak Bir köpeğin gölgesinden ürkerek Sinmek, Sığınmak bir kenara Hem acı, hem zor.. Bedenimden bir tül gibi süzülüp
Bir şairin yüreğine giriyorum.. Örsünde bir kızıl demir Yıldız saçıyor vurdukça Kızgın bir alev ki bakamıyorum Etrafım kan gölü Belli ki, bir şiir geçmiş az önce Bölük börçük sevgiler dökülmüş.. Binlerce insan Binlerce yüz Bir tek şair ölmüş.. Ali SÖNMEZ ÜRPERTİ..ÜRPERTİ...
Ayışığı düşmüş
Sögüt dalları arasına Ona dokunamıyorum... Yüzlere takılan yüzlerce maskeden
Birini alıp getiriyorum hayattan Yalarken güz yelleri tenimi Şarkılar dinliyorum Açık, saçık.. Rotasını yitirmiş bir düş
Gelip de takılıyor oltama Suda balık gibi.. ...Ve diyor ki,
Madem ki yaşıyorsun Onu da yaşat.. Al getir gençliğini Adana'dan Bir uzun hava gibi Sevabına söylet ve dinle Takıver peşine ilk aşkını Alaca karanlığında şafağın Bir çoban kavalı gibi ötsün.. Lanet olsun,
Onbeşinde, yiribeşinde, otuzbeşinde.. Beşler Düşler gibi.. İnsanın inanası gelmiyor
Acıdan zevk almaya başlayınca Unutuyor mu ne? Mutluluğun rengini.. O da bir düş müydü yoksa? Şimdi göz çukurlarımdaki
Bu yaşam kayğısı. Ne zaman ki, Görkemine dokunsam dünyanın Sahibi bir başkası.. Güzel şeyler yazmak istiyorum
..Ve aslında böyle başlamıyor. Hiç tanımadığım birine Birşeyler anlatmak.. O kadar kolay değil Sarılıp boynuna ağlamak. Bir çobanın yanık türküsü gibi ..Ve rüzğara salıverip sesini Aheyyy, aheyyy, aheyy ''Git ulaştığın yere'' Demek... Bir vefasızlık çıkmazındayım
İşte o dur beni ürperten Bir yerlerden tutundukça düşüyorum.. Kapatın pencereleri lütfen
Üşüyorum
Üşüyorum.... Ali SÖNMEZ AKLIMIN BİR KENARINDA DURAN..Duru su gibi
incecik sis gibi dağılan Hüzün çıkmazımda Eflatun renklerde Hep düşünür oldum..
Aklımın bir kenarında duran
Sayısı Milyarlara varan Bunca insan Neyi arıyor? Kimbilir hangi masalda
Uyurken unuttuğumuz Mutluluğu İçimizde tesadüfen kalan yeşilin Filizlendiği O saklı bahçeye gömmedik mi?.. Uzun kavak ağaçları arasından
Babil'in asma köprülerinden geçip Meyve bahçelerine Bırakmadık mı huzuru.. Kadife örtülerin altında
Naftalin kokan Çeyiz sandıklarında Kalmadı mı umut? Hayatından memnun
Annesini kucağında Öylesine gülümseyen bir bebeğin Sevgi dolu bakışlarında Unutmadık mı saflığı? Çığrından çıkmışken insanlık
Mevsimler Güler oldu halimize.. Bıraktığımız yerlerde Öylece koyup herşeyi Bir yerlere koşuyoruz.. Sözde yaşıyoruz Ruhumuzda tonlarca ağırlık Sanıyoruz ki, Ne kadar kalabalık.. Oysa yalnız Oysa bir başına.. Hep düşünür oldum
Çalınmış hayatların Bedelini kim ödeyecek.. HER GÜNÜZMÜZ BÖYLE
HER GÜNÜMÜZ DELİ FİŞEK.. Ali SÖNMEZ BİR KÖLENİN BEDENİNDE ESİRKEN..![]() Bir kölenin bedeninde esirdim
Tarihin milyon yıl derinliğinde Henüz, Zeus tanrı değilken Üstelik kimseler bilmezken Taa ki, Defne yaprağını başına taç yapıp Bir köleye resmini oydurana kadar.. Zeusun dedesi
Anadolunun bir köşesinde Taşdan oyulmuş çardağında oturup Şifalı sularda yıkanıyordu Birgün gelipde Köleler isyan edene kadar.. Sezar
Sezar olmsaydı Brütüs saplarmıydı bıçağı.. Zeus
Hep kısanırdı bereket tanrısını O nasıl birşey di ki!! Zeus tanrıların tanrısı Kudretinden şüphe etmeye başladı Çağırıp Eros'u Bir güzel haşladı.. Hera Zeusun karısı Kelle pişiriyordu Taş bir ocakta..
Yalaklarda yalanan
Sözde efendiler Ellerinde meşinden kırbaçları Kölelere Taştan kaleler yaptırırken Karınları tok Sırtları pek İncir ağaçlarının altında Afrodit'i anlatıyorlardı Dudakları yanarak... ...Ve de olur ya
Savaş tanrısı mızrağını çıkarıp Fırlatırsa göklere Zeusun yerini kim alacak En büyük çanak kimin olacak.. Zeus
Tanrı olmasına tanrıydı İkdidarsız Ama arsız Kendinden başkasını istemiyordu Biliyordu Nasıl tanrı olunacağını Biri çıkıpta Dedesine yaptığını yapar diye.. Hep bu korkuyla yaşadı
Sonra koptu kafası gövdesinden Soğuk bir taş heykel şimdi.. Tanrıların tanrısıyken Ne hale geldi.. Ali SÖNMEZ
GECENİN PORTRESİ.. Gün bataken içimde kanayan bir gül ağlar
Hıçkırık seslerini sizler duyarmısınız?
Birazdan başlar gece, sanki insanlar susar
Perdeleri çekerek kapıyı kaparsınız
Yuvaya dönen kuşlar son defa kanat çırpar
Elayak çekilmiştir artık her yanım ıssız..
Mümkünüm tükenmiştir ne yapsam artık gece
Ne bulut dolu kadeh, ne de okunan şarkı
Karanlık tepelerden sokaklara inince
Un ufak etmek için döner felegin çarkı
Birde hüzün yağmuru yağmaz mı, ince ince
İşte o zaman başlar SEN le SENSİZLİK farkı..
Ali SÖNMEZ
GİTTİN..![]() GİTTİN..
Gönlünü birine verirsin diye Bütün kapıları örttün de gittin Kazara olur ya, seversin diye Beni yalnızlığa sattın da gittin..
![]() Şimdi bir esirim telden kafeste
Kulağım dışarıdan gelecek seste Hayattan aldığım bu her nefeste İçine her zehri katın da gittin.. ![]() Şimdi bir başıma perişan, mağdur
Hergün biraz daha dallarım kurur Sabırla beklerim, bir yolcu bulur Evimi barkımı yaktın da gittin.. ![]() Her tarafım sanki sisten bir perde
Hiç bahar olmuyor bu ıssız yerde Kanatlanıp uçar, birgün gelirde Diyerek bir kurşun sıktın da gittin.. ![]() Gitmek istesem de gelmiyor sıra
Çağır da geleyim, meçhul diyara Bana hiç sormadan girdin mezara Beni bu aleme attın da gittin..
Ali SÖNMEZ YETER YETER..
Yıllardır taşırım seni içimde
Paslı çivi gibi, yattığın yeter Her akşam bir yerden, ayrı biçimde Gönlüme doğmadan battığın yeter.. Arsızca ak olup saçıma koştun
Yıktın hayalimi sel olup coştun Aşkımla büyüdün, oysa bomboştun Su olup gönlüme aktığın yeter.. Seni yaşadıkça ömrüm azalır
Baktığın her yerde izlerin kalır Bir tek günün bile, ömrümü alır Beni şu peşine taktığın yeter.. Gecenin örtüsü artık tül değil
Gönlümün bahçesi artık gül değil Çekdiğim acılar bir ödül değil Beni bu çöller de yaktığın yeter.. Artık içimdeki ateş üşüyor
Yıldızlar kayıyor yere düşüyor Dert çıkını doldu, artık taşıyor Bana uzaklardan baktığın yeter.. Bırak çekileyim kendi halime
Teslim et ruhumu, ver ecelime Razıyım ne çıksa ben kaderime Yıllardır alnıma yazdığın yeter.. Ali SÖNMEZ AKLADIM SENİ...
AKLIMDAN NELER GEÇER..
WHAT mind GOES..
Ben ne kadar yakınsam, sen o kadar uzaksın
Gönlümün mahşerinde simsiyahsın hem aksın..
Ağzına kuşlar konar, kimi gün cıvıldaşır
Bazan suskun ve sessiz, sanki ölüm dolaşır..
Aklından neler geçer, hayalinde neler var?
Seni anlamak çok zor, bazan kış bazan bahar..
Kalbimin gafletine akıl ermez bir türlü
Oysa taş duvarlarla, her tarafın örtülü..
Ruhunu bedenmde gölge gibi taşırım
Ben seni niçin sevdim ben hâlâ şaşırırım...
Her sabah 'Bu son' Derim, akşamsa çekimserim
Karanlık sultan olur, ben emrinde neferim..
Bir çıksan şiirlerden, şarkılardan tükensen
'Bitsen' Diyorum artık, usulca çekip gitsen..
Ufkumun siyahını mavilere boyasam
Kurtulup gafletimden bu gece özgür olsam..
Yaksam ışıkları, yazsam tek tek şıkları
Silsem şiirlerimden umutsuz aşıkları..
Artık her doğan güne gücüm yetse, hükmetsem
Kar gibi o güneşte, artık eriyip bitsem..
Göçebe leşi gibi, yazdığım her mısradan
Bütün güzellikleri çaldın, eyy hırsız zaman..
Ali SÖNMEZ BENİM İÇİN...![]() Islak gözlerimde güneş batarken
Bir damla yaş ol da, ak benim için
Ömrümü peşinden çekip giderken
Bütün anıları yak benim için ..
![]() Kalmasın aklında yılların izi
Gönül defterinden sil ikimizi
Yırt şiirlerimi ,yırt resmimizi
Geride ne kalmış bak benim için..
![]() Bırak dertlerimle beni yalınız
Kaydı gökyüzünden sevdiğim yıldız
Benden yana artık, olmaz kaygınız
Gögüsüne bir zafer tak benim için..
![]() Nefret sanma sakın, içime sinen
CAN dır bedenimden sıyrılıp giden
Hayatın farkı yok artık ölümden
Sırtıma bir bıçak sok benim için..
![]() Olmaz sa kesiver uzanan eli
Gönlümün sultanı, dünya güzeli
Ayağı kırılan atlar misali
Başıma bir kurşun sık benim için..
Ali SÖNMEZ
ÖLDÜRÜRSE BENİ YALNIZLIK ÖLDÜRÜR. ne esen rüzğar
ne yağan kar
bir deli efkârdır içimde
uzar
uzar
boğazımda düğümlenir hayat
sürünür ardımda ömür
öldürürse beni,
yalnızlık öldürür...
Bir tutam bahar kokusu
ne yaz
ne ayaz
farketmez binlerce insanın içinde
yaşıyor olmam
yaşım kaç?
saçlarımda ak mı var?
nerede, nasıl olmalıyım?
bir bardak gibi
bir yandan boşalıp
bir taraftan dolmalıyım
Ben aşık olmalıyım
Yoksa
tutup saçlarımdan hayat, sürür
öldürürse beni
yalnızlık öldürür...
ne evet 'ler
ne hayır 'lar
ne gurbet, ne diyar
mevsimlerden ne ?
takvimler hanği yılı gösterir ?
umurumda olmaz..
dolmadıkça içimdeki boşluk
tükenmişse heyacanı kalbimim
ne akşamın
ne sabahın
kalmamışsa içimde sevinci
etrafımı toz duman bürür
öldürürse beni,
yalnızlık öldürür...
hangi ülke, hangi şehir farketmez
siyah, beyaz
yoksul, zengin
bir orman gibi gür
bir akasya ağacı kadar yalnız
ama benim
akını kara, karasını ak gördüğüm
dostum, arkadaşım, sevdiğim
gözüm görmediğini
gönlüm görür
öldürürse beni
yalnızlık öldürür...
Yalnızlık, içimdeki boşluktur
işte o zaman,
ellerimi ayaklarımı
yaşamayı, unuturum
bir yerlerden gelip geçer günler
işte o zaman mühürlenir kapılarım
işte o zaman ,ihtiyarlarım
işte o zaman ,siner bakışlarıma çaresizlik
Ha yokum
ha varım
birer oyuk olur boşluklarım
bilemem ayaklarım
nerede durur, nerede yürür
öldürürse beni
yalnızlık öldürür...
Ali SÖNMEZ SÖZÜM MECLİSTEN DIŞARI/TAŞ..![]() Şu sanal âleme girdik gireli
Ne cahil başlar, ne taşlar gördük
Uzanır heryere kiminin eli
Yol yolak bilmeyen yoldaşlar gördük..
Kimi kül bırakmaz mangalda tasta
Kimi müzmün sapık ruhları hasta
Küsmüş anasına kimi var yasta
Hiç sırrı olmayan sırdaşlar gördük..
Kimi bir hayalin düşmüş peşine
Kimi su katıyor pişmiş aşına
Kimi belâ sarar dertsiz başına
Kendini dev sanan godoşlar gördük..
Dünya etrafımda dönen sananlar
Sanalı beklemiş bütün yalanlar
Tuzaklar, kaprisler, gizli planlar
Andan doğma berduşlar gördük.
Ali SÖNMEZ
ORHAN ABİ..ÖYKÜ''Natalia''
Orhan abi emekli makina mühendisi.İyi bir dost ve vefakar bir arkadaştı..O nedenle
''İYİ Kİ TANIMIŞIM''dediğim insanlardan biriydi..Kaç yıl oldu bilmiyorum..Zaman zaman O'nu görmediğim olsa da,ya telefonla ya da bir akşam buluşur, iki tek atar sohbet ederdik.. Duyğuları çoğunlukla yoğun yaşayan;ama bunu espirilerle çok güzel örtebilen, bembeyaz saçlı ve gözlerinin içi her zaman gülen yaşlı bir delikanlıydı..Çocukları olmamıştı. Bazan '' Orhan abinin en büyük sorunu herhalde budur '' diye düşünsem de,bunun doğru olmadıgını anlardım..Çünkü bu konuda, dertlendiğini, yakındığını hiç görmedim. HAA birde çok iyi okey oynardı..Her zaman gittiğimiz dernek lokalinde, güne damgasını vurmayı iyibilirdi.Oturduğu kafede mutlaka olay vardı..Ya adam kalkar gider, ya öfkeden kızarır yada taşlar havalarda gezerdi..Moral bozmayı, hassas noktaları bulmayı, bam teline dokanmayı hem sever,zevk alır, hemde iyi bilirdi.. DERNEĞİ işleten genç bana şunu anlattı ; ----Orhan abi dün İbrahim beyi çıldırttı ----Yapma ya! Nasıl? ----İbrahim bey Orhan abinin üstünde oturuyordu..Bit taş attı, Orhan abi ''Bu taş atılır mı kardeşim'' Dedi ve açtı.. ----Sonra.. ----İbrahim bey köpürdü ''Atmayıp da g....... sokacağım'' Dedi ve taşı kırdı.. ----Yapma ya! Birgün takozu yiyecek böyle giderse.. ............... İŞTE böyle bir adamdı Orhan abi.. O AKŞAM Buluştuğumuz akşamlardan biriydi yine..Salih ustanın yerine giderdik her zaman.. Temiz küçük ve denize sıfır bir restoranttı.Salih ustaya nazımızın geçtiği için mi? İstediğimiz türde meze yapmasından mı? Ayrı bir havası var da, bize uyduğundan mı? Salt oraya giderdik..Masaları Orhan abi numaralamıştı..1 nolu masa ilk tercihimiz.. Tam köşe ve iki cepheden deniz görülür..2 nolu masa az iyi olanı..3 nolu masa ise mecburi istikamet..3 Nolu masaya mecbur kaldığımızda Orhan abi kızar; ----Ulan bu Salih şerefsiz..Derdi.. O AKŞAM 1 numara boş..Geçip oturduk..Garsona; ---Çağır şu Salih'i. Dedi. Az sonra Salih usta geldi..''Hadi Salih kur şu çilingir soramızı'' Diyerek takıldı..Salih usta ''Olur paşam, emret'' falan gibi laflarla karşılık verdi, bir süre geçti..İşin tuhaf yönü, ikiside her cümleyi söylerken, daha doğrusu birbirlerini yağlarken ''Bu yemi yutmuyorum'' Gibisinden bana göz kırpıyorlar.. ...... BİR SÜRE salona ve dışarıya baktık..Orhan abi; ----Sevgili dostum, buğün sana kendime bile söyleyemediğim bir itirafta bulunacağım..Bu öyle birşey ki,işte şuramda bir yumruk gibi duruyor..Acı mı? Hüzün mü? Pişmanlık mı? yoksa mutluluk mu?bir türlü anlayamadım şu güne kadar..Anladığım birşey var, bu yumağı çözmeliyim.Ama nasıl?.. MERAK etmiştim..Orhan abi espiri yapmıyor ve oldukça ciddiydi. ---Estafurullah abi, evle mi bir sorun var.Yengeyle mi? ---Yok be koçum, evde ne sorun olacak.. ---O zaman itle aran iyi değil.. Acı acı güldü..Orhan abinin bir köpeği vardı benim de espiri kaynağım.Öyle olur olmaz şeyleri yemez.Sosisin, çikolatanın iyisi olacak..Her akşam eve geldiğinde ceplerini koklar ve yoklarmış. Adı Kar..Kar gibi beyaz ufacık birşey..Yıllardır ''Evlat'' Yerine kabullendikleri bir hayvan.. Bazan abi ya ''Beni evlatlık alsan'' Derim..Hayatta kızmaz, sakin, hoşgörülü.. ''Şu it kadar değerimiz yok mu yani?'' derim bazanda. ............... ORHAN abi iki yıldır bir tatil köyünde müdürlük yapıyor..Sabah gidiyor, akşam geliyor..Durumu şöyle anlatıyor; ----Karı koca emekliyiz..Evimiz arabamız, yazlığımız var..Allaha şükür bir maddi eksiğimiz yok.. Çoluk çocuk da yok..Ama bir hareket lazım, birşeyler üretmek, birşeylerle uğraşmak..Bir dostum rica etti bende bu işe başladım..Seviyorum bu işi..Dernektekiler bıktı benden, oyuncu da bulamaz oldum..Ancak tek sorun, eşim..O istiyor ki, ''Akşama kadar evde olsun'' Bıktım kardeşim.. ----Abi Kar'da var ya.. Ters ters baktı..''Kızıyor galiba'' Dedim içimden.. ----Ya bırak Allahaşkına, diyerek güldü.. TATİL köyünde geçen yaz , tatile gelen bir aile ile tanıştım.Kıbrıs Rum Kesiminde oturan bir rum ailesiydi. On altı yaşlarındabir oğlu olan karı kocaydı...İngilterede okuyan bir de Natalia adlı
kızları varmış.Sander yani aile reisi, meslektaşım olunca daha da samimi bir arkadaşlığımız oldu.. Öyle ki kısa zamanda, uzun yıllardır tanışan iki insan kadar samimi olduk.Dost olduk yani.. Ekonomiden siyasetten, dünya olaylarından, Kıbrıs'tan, Türk-Rum ilişkilerinden uzun uzun söz ettik.Hanımı Danaye, ince zarif ve de kibar bir bayandı..Ege'yi, Kıbrıs'ı, sevgiyi ve güzel olan herşeyi paylaştık.Hoşgörünün, sevginin, insan olmanın resmini çizdik.. ....... BULUT rengi kadehlerin sisi çökmüştü Orhan abinin gözlerine.Yüreğinin derinliklerinde dostluğa duyulan özlemin pırıltısı gibiydi dudaklarından dökülen sözcükler.. Bu ikili sohbetimiz Hiçbirespiriyi götürmüyordu artık..O'nu izliyor ve O'nu dinliyordum.. Anlamıştım Bir hüzün ağı dolaşmıştı duygularına..ve onu o ağdan kurtarmak için; ---- Olur abi ya! Nihayetinde tatil köyünü yönetiyorsun ve bir aileyle tanışmışsın.. Besbelli iyi dostluklar yaşamısın..Ne var bunda? Birçok yerde birçok kez yaşanan olaylar bunlar.. Özellikle de yazlıklarda bu tür dostlukları ben çok duydum. ----Tamam..Doğrudur, haklısın..Ama sanırım bu dostluğu hasrete dönüştüren, derinleştiren şuana kadar anlattıklarım değil..Anlatacaklarımdan kaynaklanan bir duyğu yoğunluğu. ----Anladım... ----Arkadan öne doğru anlatsam, sanırım bunları anlatmaya gerekbile kalmazdı.. İçimdeki yumağı böyle çözebiliyorum..Yoksa kördüğüm olacak..Sen şairsin sabret biraz.. ----Estafurullah abi ne demek ya !. Sonra mutfaga doğru baktı ; ----Bu Salih gerçekten şerefsiz.. ----Ne oldu yine? ----Rakımız bitmiş gelen giden yok.. ----Eee hızlı gidiyorsun abi, ayarlayamadılar.. .............. ----Ben sana bu olayları anlattıktan sonra bir şiir yazacaksın bana.. ----Ben sipariş şiir yazmam, lahmacun mu bu? Bir kahkaha attı..Ve devam etti gülerek; ----Bol acılı olsun.. ----Sadede gel abi, okey masasında değilsin.. Garsona işaret etti; ----Nerede bu Salih? Garson; ----Buyur abi ! Bir eksik mi var? ----Bak bakalım var mı? Garson; ----Rakı alacak mısınız? Hani her zaman bu kadar..Diyecek oldu.. ----Bu gece başka, sen bir daha getir.. ----''İstersen'' Diyecek oldum.. ----Boşver dostum ya! Sonra kurnaz kurnaz yüzüme baktı ve; ----O okuduğum şiirleri sen mi yazdın? Yoksa bir yerlerden mi aşırıyorsun?.. Hııı, anladım ki, kızıyor..İçimden gelerek güldüm..Çok hoşuma gitmişti, hem kızıyor olması hemde bu tepki..Her şeye rağmen, O dosdoğru bir adamdı..En ağır şakaları yapsa da altın gibi bir kalbi vardı..Adam gibi adamdı velhasıl..Tanımadığı bir markete girdiğinde aldığı birşeyi tezgahtara gösterip, saf saf, ciddi ciddi ''Bu da mı parayla?'' diye soracak kadar espirili olsa da..
Orhan abi anlatmaya devam etti.. ----O YAZ erken bitti..Zaten yaz ortaları gelmişlerdi, hüzünlü bir şekilde ayrıldık..Ama ilişkimiz hiç kopmadı.. Zaman zaman o beni,ben onu aradım..Kış aylarında tatil köyünde üçbeş aile kalıyor..
İşim devam ediyor ama, haftada bir gitsem de oluyor..Orada sürekli çalışan işçiler var.. Otuziki kilometre evle mesafem..Ama yazın oldukça yoğun emek gerektiriyor.. .......... ----BU YAZI iple çektim..Nihayetinde yaptığım bir iş.Ücret karşılığı yapıyorum.Ama beni çeken, değişik insanların, değişik yaşam şekilleri..Temmuzun on ikisi.. Sabah tatil köyüne vardığımda, kapıdaki güvenlik ''Müdürüm Sander beyler geldi'' ''Öyle mi, ne
zaman'' Dedim..''Dün sen gittikten Birkaç saat sonra, seni sordular'' Demek ki akşam on ,on otuz arası gelmiş olamalılar..Geleceklerini bana telefonla söylemişti Sander ama, saatini bilmiyordum..Neyse.Saat sabah on bir gibi ziyaretlerine gittim.. Büyük bir sevinçle karşıladılar..İçeri girdim ve ilk kez ailenin diğer ferdi Natalia ile tanıştım. Sander ''İşte kızım, Natalia'' Dedi.. ORHAN ABİ bir müddet sustu..Kadehindeki son yudumu da aldı.Restorantın puslu camlarından dışarıya doğru baktı..Dudaklarını bükerek hafif hafif başını salladı.. ---Ben ömrümde öylesine güzel bakan, öylesine güzel gülümseyen birini hiç görmedim..''Sizden çok söz etti babam ve annem'' Dedi.. ''Sağolsunlar'' Dedim..''Birlikte çekilmiş resimlerinizi gördüm''''Yani görmeden tanıdın'' Dedim.. Ailece karşılıklı oturup nescafe içtik..Bir ara Natalia odalardan birine gitti..Anne Daniye ''Valizini boşaltıyor'' Dedi..Müsade istedim ve görüşmek üzere daireden çıktım... ---İçimde tarifsiz bir duyğu vardı..Anlam veremediğim ve hattaanlam vermek istemediğim.. ''Ne oluyor Orhan'' Diyordum kendikendime..''Yoksa, yoksa senden otuz yaş küçük bir kıza bir görüşte aşık mı oldun?''Sanki hâlâ sesi kulaklarımda yankılanıyordu..Acababir ''Evlat'' Gibi mi gördüm? Babalık duyğusu mu yaşadım? ORHAN ABİ öylece durdu yine..Anlamsız ve boş gözlerle etrafabaktı..Sonra bana baktı öylece.. Sol elinin parmaklarını alnına götürdü..Tedirğindi..Mahçupdu?..AŞKA kılıf arayan çaresizama onurlu, bunu kendine layık görmeyen bir insanın ruh halini yaşıyordu.. ---BESBELLİ bir anda aşık olmuşsun abi.. ---Hayır tam da öyle değil..Aslında bir itiraf bu..Kendime bile söyleyemediğim ve adını koyamadığım bir duygu, içimden boşaltma telaşı..Durdukça kor oluyor..
Gözlerinin içine baktım; ---Sen bana bakma abi..Aşkın yaşı mı olur?Çarpılmışsın besbelli.Nedeni ise, yaşadığın yılların derinliğinde. Geriye dön ve bir bak.Özlemler, pişmanlıklar, umutlar, hüsranlar, beklentiler..
Bak ki,o arada eksik kalan bir yığın şey göreceksin.Bütün bunlar bir andasu yüzüne çıkvermiş.. Belki de işte o anı yaşadın.Aslına bakarsanyıllar önce hayal ettiğini yaşadın..Kırk yıllık hayalinin bir fotoğrafıydı belki de.. ----Bilmiyorum, dedi Orhan abi.. ----Daha sonraki günlerde bazan yalnız, bazan ailesiye şehri gezdik. Alışveriş yaptık..Denize girdik..Öylesine içten ve samimiydi ki, kimi zaman başını omuzuma koyup, rumca şarkılar bile söylüyordu..Ve hatta gizlice yaklaşıp, omuzlarımı ovarak masaj yapıyordu.. Durusu gibi ak ve tertemizdi gözümde..Ama yüreğimde engel olamadığım o heyacan hiç değişmedi.. Yirmi gün kalacaktı verüzğar gibi geçti..İngiltere'ye dönecekti.. O MAHÇUP HALİ giderek artıyordu Orhan abinin.. -----Aslında herkes, her insan, yani ne sen, ne de ben aykırı ve özel değiliz.. Kendimize söyleyemediğimiz gerçekleri, her an hergün kendimize söylediğimiz yalanlarla örtmüyormuyuz. İnsanların içlerine,yıllar da geçse sadece kendilerinin bildiği ve kimsenin
bilmediği onca şey yok mu?Bunlar nasıl bastırılıyor sanıyorsun abi..Kendi kendimizi kandırarak, haklı görerek....Seni çok iyi anlıyorum... ----Bunu biliyorum dostum.. Hafifçe kafasını sallıyarak.. --- O'nu yolcu ederken içimden birşeyler de birlikte koptu sanki.. Bir ara durup gözlerime baktı.. ----Beni çok mu seviyorsun? Dedi. Elim ayağıma dolaştı..Şaşırdım. ----Sen ve ben, diyebildim.. ----Ben seni çok sevdim ve çok da seveceğim Orhan.. ----Orhan abi, diyecektin herhalde Natalia.. ----Hayır..Dediğim gibi..Zaman önemli değil..Sen bana bir defa ''Aynı zamanlarda yaşamıyoruz'' Demiştin.. ----Evet, demiştim.. ---Ama farklı olan çok şey var..Gelecekle ilğili ümitlerimiz, projelerimiz..Buna rağmen eğer isteseydin seninle olurdum..Yani bu yirmi gün içinde.. ----Sanki bütün benliğimi ateş bastı..Ne demem gerektiğini bulamadım..Sustum, utandım.. ...... BEN O SEZON sonrası işten ayrıldım..Eşim hep der '' Sen bu işi beceremezsin, bu genç işi..Otur evinde rahatına bak..'' O herzaman haklıydı.. S O N Yazan; Ali SÖNMEZ SENİN İÇİN.. DÜŞLEDİĞİN AKLAR İÇİNDE
DÜŞLEMEDİĞİN HAYATLARA GİDİYORSUN..
HAK EDİLMEMİŞ SEVGİLERE GİDİYORSUN..
---------------------------- tam on yıl, emanet bir gül gibi taşıdım seni yüreğimde.. sakladım sır gibi. bir gülüşüne adaklar adadım. gecem de, gündüzüm de, yağmurum da, seninle ak koşan saçlarımda, ellerinin izi vardı.. denizdeki dalgam, ağaçtaki rüzğarımdın. çiçeklerimde renktin, sarı, kırmızı, mor.. Bu insanı kahreden dünyada, ne zaman seni düşünsem, bütün yüzleri dost görürdüm.. bir kahkahan, bütün sıkıntılarımı paylaşırdı.. Ya şimdi; herşeyi yaralı bırakıp, bilmediğim bir yere gidiyorsun. yaşanmamış ufuklara, hak edilmemiş sevgilere gidiyorsun.. artık yasaklı bakışların. yüreğinin kapısı kiltli. Bir ''Merhaba'' Bile diyemezsin. bulut olsan yağamaz, rüzgar olsan esemezsin.. ne sıcaklığın, ne saçlarının deniz kokusu, nede o heyecan kaldı yüreğinde.. Bu gece senin gecen.. düşlediğin aklar içinde, düşlemediğin hayatlara gidiyorsun.. senin için çalıyor müzik.. bu danslar senin için. senin için bu alkışlar.. bir bana yasak olan bu cümbüşte, bu kahkahalar senin için.. senin aydınlığını, benim karanlğımı kutluyorlar.. olsun, ak duvağında, ak çiçekler olsun.. benim karanlığımda yıldız diye düşlerim seni. bu gece senin gecen, bu gece düğünün var.. ben se, öylece yürüyorum işte.. sana yakın uzaklığımı arıyorum.. sokaklar yaban, ellerimi ayaklarımı tanımıyorum.. Yürüdüğüm bu kaldırımlar bildik değil. tükenmiş gibi boşluktaki hava, boğuluyorum.. ne taraftan düşünsem azalmıyor içimdeki ağrı.. herşey olacagına varıyor oysa.. Sen yoluna, ben yoluma... peki neden bu hüzünler bende kalır. peki neden esmiyor rüzğar.. peki neden ellerimi koyacak yer bulamıyorum. peki neden gözbebeklerim üşüyor.. peki neden ağlamak istiyorum... ALİ SÖNMEZ Şiirleri... ![]() ![]() Poète
Ali SÖNMEZ
AKŞAMIN OLDUĞU YER Le soir dans l'endroit
AKŞAMIN OLDUĞU YER'' DE
In The Evening in the place
SİZLERLE OLMAK NE GÜZEL
We achieved in how beautiful
How nice to see you!
I'm glad you could come.
HOŞ GELDİNİZ
Bienvenido
Herzlich Willkommen
Bienvenue
Benvenuti
Bine ati venit!
Recepção
Καλωσόρισμα
How nice to see you! I'm glad you could come.
Akşamın Olduğu Yerde Thank you very much. 26/12/2008 ' Den... teşekkürler Vielen Dank Thank you very much. Muito obrigado. bu alan Defa ziyaret edildi..Teşekkürler 15 / Haziran / 2008
Only five minute plase.... TIKLA ALANA DÖN ...
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|